Antikythera Düzeneği - İki Bin Yıllık Bilgisayar
Bazı buluntular geçmişi değil, geleceği anlatır gibi görünür. Antikythera düzeneği bunların en ünlüsüdür.
1901: Enkazın içindeki kütle
Nisan 1901'de, Girit ile Mora yarımadası arasındaki küçük Antikythera adası açıklarında sünger avcıları fırtınadan kaçarken su altında bir yığın heykel fark etti. Dalgıçlar bir Roma yük gemisinin enkazına düşmüştü: mermer heykeller, bronz figürler, cam eşyalar ve sikkeler.
Buluntular Atina'daki Ulusal Arkeoloji Müzesi'ne taşındı. Yükün arasında, kireçle kaplanmış ve yeşile çalmış bir bronz kütle de vardı. İlk bakışta işe yaramaz bir hurda parçasıydı; birkaç yıl kimse ne olduğunu sormadı.
Dişlilerin keşfi
1902'de bir arkeolog, kütlenin kenarında küçük bir dişli çark fark etti. Bu, antik dünyadan beklenmeyecek bir şeydi. Kütle 1910'larda parçalara ayrıldı ve incelenmeye başlandı.
Asıl kırılma 1959'da geldi. Bilim tarihçisi Derek de Solla Price, kütlenin X-ışını görüntülerini alarak içinde en az yirmi dişliden oluşan bir mekanizma bulunduğunu gösterdi. Bir yıl sonra, 1971'de gama ışınıyla yapılan incelemeler dişli sayısını daha da netleştirdi.
2006'da ise Atina'da özel olarak kurulan bir cihazla parçaların yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi görüntüleri alındı. Yüzeydeki yazılar okunabildi, dişli sayısı otuzu aştı ve cihazın dişli düzeni büyük ölçüde çözüldü.
Ne hesaplıyordu?
Düzeneğin ön yüzünde bir gökyüzü kadranı vardı: Güneş'in ve Ay'ın zodyak üzerindeki konumu. Arkasında ise iki büyük kadran bulunuyordu: ay evreleri ve tutulma tahmini.
Daha az bilinen kısmı, cihazın bir takvim makinesi olmasıydı. Antik Yunan'da dört yılda bir yapılan Olimpiyat oyunlarını sayan bir kadran, daha kısa dönemli başka oyunları gösteren alt kadranlar ve bir de dört yıllık Metonic takvim döngüsünü işleyen bir sistem vardı. Yani makine, gökyüzünü izlemenin yanında zamanı da yönetiyordu.
Yazıtların bir kısmı, gezegen hareketlerinin de gösterildiğine işaret ediyor. 2021'de Londra Üniversitesi Koleji'nden bir ekip, arka paneldeki boş kadranın Olimpiyat çeviricisi olduğunu ve üzerindeki delik dizisinin gök cisimlerinin hareketlerini yansıttığını gösterdi.
Neden hâlâ şaşırtıcı?
Kabul edilen tarihleme, cihazın MÖ 2. yüzyıla, yani yaklaşık 2.100-2.200 yıl öncesine ait olduğunu söylüyor. Bu tarih önemli, çünkü düzeneğin dişli hassasiyetine yakın bir mekanik teknoloji Avrupa'da ancak 14. yüzyılda, yani bin dört yüz yıl sonra, mekanik saatlerle tekrar ortaya çıkıyor.
Düzeneği kimin yaptığı bilinmiyor. En sık anılan isimler, Syrakusa'lı Arkhimedes'in izinden giden bir atölye ile Rodos'ta çalışan astronom Hipparkhos. Cihazın Rodos yapımı olabileceğini düşündüren kanıtlar var: enkazın taşıdığı eşyaların bir kısmı Rodos kaynaklı.
Bugün nerede?
Parçalar Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor. 2012'de LEGO'dan bir mühendis ekibi çalışan bir kopyasını yaptı; bugün dünyanın birçok yerinde benzer rekonstrüksiyonlar var.
Elimizde kesin olarak şu var: bir gemi enkazı, içinden çıkan paslı bir kütle ve o kütlenin içinde antik dünyanın sanılandan çok daha ileri bir mekanik bilgiye sahip olduğunu gösteren otuzdan fazla dişli. Bu bilginin nasıl kazanıldığı ve neden kaybolduğu ise hâlâ açıklanamıyor.