Somerton Adamı: Avustralya Sahilindeki Çözülemeyen Tamam Shud Sırrı
Sahildeki Gizemli Ceset
1 Aralık 1948 sabahı, Avustralya'nın Adelaide şehri yakınlarındaki Somerton sahilinde kumların üzerinde bir erkek cesedi bulundu. Şık giyimliydi, üzerinde temiz bir takım elbise ve kravat vardı. Ancak olayı sıradan bir ölümden ayıran detaylar hemen ardından gün yüzüne çıktı.
Cesedin üzerindeki tüm kıyafetlerin etiketleri özenle kesilmişti. Cüzdanı, kimliği veya kişisel hiçbir eşyası yoktu. Yapılan otopside midesinde kanamalar görüldü ancak bilinen hiçbir zehir izine rastlanamadı. Patologlar adamın zehirlendiğinden şüphelense de toksikoloji testleri tamamen temiz çıktı.
Gizli Cep ve 'Tamam Shud'
Aylar süren araştırmaların ardından terziler adamın pantolonunun gizli bir cebini keşfettiler. Cebin içine sıkıştırılmış küçük, rulo yapılmış bir kağıt parçası vardı. Kağıdın üzerinde Ömer Hayyam'ın Rubaiyat kitabından yırtılmış iki kelime yazıyordu: 'Tamam Shud' — Farsça 'Bitti' ya da 'Tamamlandı' anlamına geliyordu.
Polis bu kağıdın koparıldığı asıl kitabı bulduğunda arka kapağın içine kurşun kalemle rastgele harflerden oluşan çözülememiş bir şifre ve yerel bir hemşireye ait gizli bir telefon numarası yazıldığını tespit etti. Kod çözücüler ve istihbarat servisleri yıllarca bu harf dizilimini kırmaya çalışsa da şifre asla çözülemedi.
Soğuk Savaş Casusu mu?
Olayın yaşandığı dönem Soğuk Savaş'ın başlangıcına ve Woomera gizli roket deneme sahasının kurulduğu günlere denk geliyordu. Somerton Adamı'nın bir Sovyet ajanı mı yoksa çift taraflı bir casus mu olduğu sorusu on yıllardır gizemini koruyor. 2022'de yapılan modern DNA çalışmaları belirli ipuçları sunsa da adamın o sahile neden geldiği, nasıl öldüğü ve arkasındaki şifreli ağın ne anlama geldiği hâlâ aydınlatılamamış bir sırdır.
Adelaide Tren İstasyonundaki Bavul ve Sahte İzler
Polis soruşturması haftalarca hiçbir sonuç vermeyince, Adelaide Tren İstasyonu'nun vestiyer ve emanet bölümü mercek altına alındı. Burada 30 Kasım 1948 tarihinde, yani cesedin bulunmasından bir gün önce emanete bırakılmış kahverengi bir bavul bulundu. Bavulun içinde kırmızı desenli bir ropdöşambır, terlikler, tıraş takımı ve yedek kıyafetler vardı. Ancak en çarpıcı detay, bu giysilerdeki terzi etiketlerinin de jiletle sökülmüş olmasıydı. Yalnızca bir kravat üzerinde 'T. Keane', bir çamaşır torbasında ise 'Kean' yazısı kalmıştı. Yapılan uluslararası araştırmalarda hiçbir İngilizce konuşulan ülkede kayıp bir T. Keane kaydı cesetle eşleşmedi. Müfettişler, bu isimlerin bilerek dedektifleri yanıltmak amacıyla bırakılmış sahte izler olduğu sonucuna vardı.
Dr. John Dwyer'ın Otopsisi ve Ölümcül Toksin
Adelaide Adli Tıp Kurumu'ndan patolog Dr. John Dwyer tarafından gerçekleştirilen otopside, adamın yaklaşık 40-45 yaşlarında, atletik yapılı ve oldukça sağlıklı olduğu tespit edildi. Ayak parmakları ve baldır kasları dansçılara ya da yüksek topuklu bot giyen binicilere benziyordu. Dalakta belirgin büyüme, midede ve karaciğerde ise yoğun kan birikimi saptandı. Patologlar adamın kesinlikle ölümcül bir toksin veya zehirle öldürüldüğü konusunda hemfikirdi; ancak dönemin gelişmiş testlerine rağmen arsenik, striknin ya da siyanür bulunamadı. Vücutta hızla parçalanarak iz bırakmayan biyolojik bir kardiyak glikozit kullanıldığı ihtimali üzerinde duruldu.
Çözülemeyen 5 Satırlık Kripto ve Jo Thomson
Somerton sahilinde park edilmiş bir otomobilin arka koltuğunda bulunan Ömer Hayyam'ın Rubaiyat kitabının arka kapağında ultraviyole ışıkla incelenen 5 satırlık gizemli bir harf öbeği tespit edildi:
WRGOABABD MLIAOI WTBIMPANETP MLIABOAIAQC ITTMTSAMSTGAB
İkinci satırın üzeri çizilmişti. Avustralya Donanması kriptologları, İngiliz MI6 ve Amerikan FBI uzmanları bu dizilimi kırmak için yıllarca çalıştı ancak harflerin bir One-Time Pad (Tek Kullanımlık Şifreleme Anahtarı) olduğu ve şifre kitabı bilinmeden çözülemeyeceği anlaşıldı. Kitabın arkasındaki telefon numarası ise sahile 400 metre mesafede yaşayan hemşire Jo Thomson'a çıkıyordu; ancak kadın sorgulandığında adamı tanımadığını iddia ederek bayılma derecesinde panik yaşadı.
2022 DNA Çalışması ve Carl Webb
2022 yılında Adelaide Üniversitesi'nden Prof. Derek Abbott ve adli soybilimci Colleen Fitzpatrick, kafatasından alınan saç köklerindeki antik DNA analiziyle adamın 1905 doğumlu Melbourne'lü elektrik mühendisi Carl Webb olduğunu iddia etti. Ancak Webb'in tüm geçmişini silip sahte izlerle neden Adelaide sahiline vurduğu, cebindeki Rubaiyat yırtığı ve ölüm nedeni hâlâ aydınlatılamamıştır.