Truva'yı Bulan Adamın Yıktığı Şehir
Homeros'un İlyada'sında anlatılan Truva, yüzyıllarca sadece bir edebiyat şehri sayıldı. 19. yüzyılın ortalarında bir Alman işadamı, bunun bir efsane olmadığını kanıtlamaya karar verdi. Hem de tarihin en büyük arkeolojik keşiflerinden birini yaparak.
Heinrich Schliemann ne arkeologdu ne de akademisyen. Bir tüccar ve amatör bir meraklıydı. 1870'te Çanakkale'deki Hisarlık tepesinde kazmaya başladı. Bilim dünyası ona şüpheyle bakıyordu.
İki yıl sonra beklediği haber geldi: toprağın altında bir şehir katmanı vardı. Ardından bir tanesi daha. Sonra bir tanesi daha. Hisarlık, üst üste kurulmuş şehirlerden oluşan bir höyüktü.
Altın ve skandal
1873'te Schliemann, "Priamos Hazinesi" adını verdiği altın takı ve objelerden oluşan bir koleksiyon bulduğunu duyurdu. Eşi Sophia'yı "Helen'in mücevherleri" diyerek tanıttığı takıları kuşatmış şekilde fotoğraflattı.
Ama iki sorun vardı.
Birincisi: Bulduğu hazine, Homeros'un anlattığı Truva ile aynı katmana ait değildi. Schliemann'ın "Priamos Hazinesi" dediği buluntu aslında Truva II katmanına aitti ve Homeros'un anlattığı Truva Savaşı (yaklaşık M.Ö. 1200 civarı) çok daha üst katmanlarda, Truva VI/VII seviyesindeydi. Yani aradığı hazineyi, bin yıl önceki bir şehrin kalıntısında bulmuştu.
İkincisi: Osmanlı İmparatorluğu'ndan izinle kazı yapıyordu, ancak hazineyi yurt dışına kaçırdı. Bu, diplomatik bir krize dönüştü. Osmanlı Devleti taşınmazların ülke içinde kalmasını talep etti; hazine Almanya'ya gitti.
Gerçek hasar
Asıl yıkım kazı yöntemindeydi. Schliemann, Homeros dönemine ait katmana ulaşmak için tepenin ortasından dev bir hendek kazdırdı. Yolda çıkan üst katmanlar — yani Truva'nın en iyi korunmuş dönemlerine ait yapılar — büyük ölçüde yok edildi.
Bugün arkeologlar, Schliemann'ın keşfettiğinden daha fazlasını tahrip ettiği konusunda hemfikir.
Sonrası
Kazıyı daha sonra Wilhelm Dörpfeld ve ardından Carl Blegen sürdürdü. Modern çalışmalar, Hisarlık'ta dokuz ana yerleşim katmanı ve bu katmanlar içinde onlarca alt evre tespit etti. Truva'nın tarihi yaklaşık M.Ö. 3000'e kadar uzanıyor.
Homeros'un anlattığı savaşın gerçekten yaşanıp yaşanmadığı hâlâ tartışılıyor. Ancak Truva VI/VIIa katmanında bulunan yıkım izleri, M.Ö. 1300-1180 arasında şehrin şiddetli bir kuşatmayla yıkıldığına işaret ediyor. Bu, Homeros'un anlattığına şaşırtıcı biçimde yakın bir tablo.
"Priamos Hazinesi" ise bugün Moskova'daki Puşkin Müzesi'nde. Berlin'e götürülen eserler, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Sovyet askerlerinin eline geçti ve 1990'lara kadar varlığı gizlendi.
Hisarlık, 1998'den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde. Ve hikâyesi, bir soruyu hâlâ açık bırakıyor: Bir şehri bulmak için başka bir şehri yıkmak keşif sayılır mı?